BilimGenelMakaleler

Depresyon ve Beslenme

Depresyon Nedir?

Depresyon; şiddeti, belirti tipleri ve hastalık seyri açısından değişkenlik gösteren geniş bir yelpaze içinde tanımlanması gereken ve gün geçtikçe görülme sıklığı ciddi artışlar gösteren bir sendromdur.

Kişilerin duygu durumları çeşitli etmenlere göre dalgalanmalar yaşayabilir. Bu dalgalanma süreci eğer uzarsa ve aşırı boyutlar alırsa bu ‘duygu durum bozukluğu’ olarak adlandırılır ve en sık görülen depresyon türüdür. Çok aşırı düzeylere ulaşmış ve uzun süreli olduğu zamanlarda bu durum majör depresyon olarak adlandırılır.

En sade şekilde umutsuzluk, hüzün gibi durumların yoğun olarak yaşandığı depresyonda ayrıca mental aktivitede inhibasyon görülür. Genel olarak depresyon; çevresel değişikliklere uygun olmayan gösterme, iç yaşamda çelişkiler yaşama, yaşam isteğinin ve zevkinin kaybolması, geleceğe karamsar bakma, geçmişe takılı kalma ve fizyolojik fonksiyonlarda yavaşlamanın olduğu bir hastalıktır.

Depresyon Tedavisinde Beslenmenin Rolü

Depresyon yaşam kalitesini oldukça düşüren bir durumdur. Sinir sisteminin oluşumu, gelişimi ve işleyişi beslenme durumu ile yakından ilişkilidir. Sinir sisteminin esas ögesi olan beyinin çalışması, onarılması kısaca fonksiyonlarının devamlılığı için düzenli ve sağlıklı beslenme gereklidir. Yapılan çalışmalar mental bozukluğu olan hastalarda görülen en yaygın beslenme yetersizliklerinin; antioksidan vitamin ve mineraller, B grubu vitaminleri, elzem yağ asitlerinin yetersiz alımından olduğu gözlenmektedir.

Antioksidan Vitamin ve Mineraller

Birçok kronik hastalık ve nörodejeneratif hasarın patogenezinde ( hastalığın esas ve gelişmesi) rolü olan oksidatif stres; şizofreni, duygu-durum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi ruhsal hastalıkların patogenezinden de sorumlu tutulmaktadır. Oksidatif stresi azaltmak için antioksidan vitamin ve minerallerin tüketimi önerilir.

Çinko:

DNA sentezi, hücre membran stabilitesi, enzimatik proteinlerin yapısal ve fonksiyonel düzenlenmesinden de sorumlu antioksidan bir mineraldir. Çinko; antidepresan benzeri etki gösteren reseptörlerin fonksiyonlarını düzenler. Bu nedenle çinko seviyelerinde meydana gelecek bir değişiklik uzun dönemde nörolojik ve psikiyatrik etkilere sebep olabilir.

C Vitamini ve E Vitamini:

C vitamini de oksidatif stresten korunmak için gerekli olan kuvvetli bir antioksidandır. Yapılan çalışmalarda yüksek doz askorbik asit alımının majör depresyon hastalarında semptomları azalttığı; sağlıklı kişilerde ise depresif skorları düşürdüğü saptanmıştır.

E vitamini ise bir çalışmada majör depresyon tanısı konmuş kadın ve erkek bireylerde sağlıklı kişilere göre E vitamini düzeylerinin oldukça düşük olduğu görülmüştür.

B Grubu Vitaminleri

Düşük B grubu vitamin düzeyleri birçok nöropsikiyatrik bozuklukla ilişkilendirilmiştir.

 

Folat ve B12 Vitamini:

Folat ve B12 vitamini merkezi sinir sistemi fonksiyonları ve birçok mekanizma için gereklidir, özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar için önemli bir patogenezdir. Genel olarak depresyon tanısı almış kişilerde serum ve kan hücrelerinde folat ve B12 vitamini seviyelerinin düşük olduğu gözlenmiştir.

Diğer B Grubu Vitaminleri:

Özellikle B6 ve B1(tiamin) vitaminleri ile nöropsikiyatrik hastalıklar arasında ilişki olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. B6 vitamini mental bozukluklar ile ilişkilendirilmektedir.

Depresyonda Beslenme Tedavisi

Depresyon tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisinin yanı sıra, bu tedavileri destekleyen, kişiye özgü beslenme tedavisinin de uygulanması önem taşımaktadır. Depresif bireylerin klinik tablosunda; iştah değişimleri, belli besin gruplarını tüketimde artış ve buna bağlı olarak vücut ağırlığı değişimleri, kabızlık, serum vitamin düzeylerinde değişim gibi durumlar sıkça görülmektedir. İştah bireye göre değişiklik gösterir ve bazı bireylerde iştah azalır buna bağlı olarak belirgin ağırlık kayıpları görülür. Bu durum biyolojik olarak serotonin değerlerinin düşüşüyle ilişkilendirilir.

Öneriler;

  • Günlük B grubu, C,  D vitamini ve magnezyum alımına dikkat edilmelidir. B vitamini buğday, bulgur ve mercimek gibi tahıllarla; C vitamini portakal, kivi, limon, brokoli, biber gibi besinlerle karşılanabilmektedir. Güneş ışığı ile balık, süt ve yumurta gibi besinlerden D vitamini ihtiyacı karşılanabilirken; magnezyum ise kakao, ay çekirdeği, kepek, badem ve keten tohumu gibi besinlerden sağlanabilmektedir.
  • Protein bakımından zengin olan tavuk, balık, barbunya, yumurta, fındık, fıstık gibi besinler tüketilerek serotonin üretiminin artması sağlanabilir.
  • Antioksidan içeriği  yüksek olan domates, brokoli, böğürtlen, siyah üzüm günlük diyet listesine eklenebilir.
  • Günlük su ihtiyacı karşılanmalıdır.
  •  Rahatlatıcı etkisi olduğu bilinen papatya, rezene, ıhlamur, melisa çayları tüketilebilir ve antioksidan içeriği yüksek olan yeşil çay tüketilebilir. ( Bitki çayı tüketimini doktorunuza danışınız.)
  • Ayrıca günlük fiziksel aktivitenin artırılması, günlük yapılan yürüyüşler depresyon üzerine olumlu etki sağlamaktadır.

Azra Yazganoğlu

Merhaba! Ben Azra Yazganoğlu. Liseyi 3.lükle tamamladıktan sonra istediğim bölüm ve üniversiteye girme hakkı kazandım. Şu an İstanbul Medipol Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü 3. sınıf öğrencisiyim.Geleceğin diyetisyeni olarak güncel konular hakkında araştırmalar yaparak araştırmalarımı paylaşmak adına bu platformda yer almaktayım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı