BilimGenelMakalelerSağlık

Otoimmün Hastalıkların Annesi: T Helper 17

Lenfositler; vücudumuzu virüs ve bakteri gibi patojenlerden ve kanser hücrelerinden koruyan, vücudumuzda tümör oluşumunu engelleyen ve yaralanmalarda doku onarımı ile ölü dokuları uzaklaştırmakta görevli olan immün hücreleridir. Peki lenfositler her zaman vücudumuzu doğru bir şekilde koruyabilir mi? Yoksa vücudumuza savaş açabilir mi?

Beyaz kan hücresi olarak da bilinen lenfositler üçe ayrılır:

  • B lenfositleri
  • T lenfositleri
  • Doğal Öldürücü Hücreler

Vücudumuza yabancı olan moleküllere antijen denilmektedir. B lenfositleri antijenleri yok etmek amacıyla antikor üreterek vücudu savunur.  Yardımcı T lenfositleri (CD4+) olarak adlandırılan T helper lenfositleri, antikor salgılayan B lenfositleri, ve mikropları kendi içerisine alarak yok eden makrofajları aktive eden adaptif immünite hücreleridir. T helper lenfositleri, antijenleri tanıyarak B lenfositlerin antikor üretmesi için aktivasyonunu  ve üretilen antikorların antijenlere ulaşmasını sağlar.

T helper lenfositlerindeki antijen tanıma fonksiyonu çevresel etmenler veya genetik anomaliler sonucunda bozulabilmektedir. Bu anomali sonucunda T lenfositleri, vücut hücre ve dokularını bir antijen olarak algılayıp bu hücre ve dokulara karşı savaş açmak üzere  sitokin salgılayarak bir yanıt geliştirir. Bu yanıt, T lenfositlerinin B lenfosit veya Sitotoksik T lenfositlerine (CD8+) olarak farklılaşmalarına ve çoğalmalarına sebep olur. Çoğalan B lenfositleri antijen olarak gördükleri hücrelerin ortadan kaldırılması için ortama antikor sentezlerken Sitotoksik T lenfositleri antijenle karşılaşmış olan Dentiritik hücrelere MHC molekülleri ile bağlanır ve Dentritik hücrelerin Sitotoksik T lenfositlerine antijeni  tanıtmasıyla aktif hale gelen Sitotoksik T lenfositleri hedef antijenin ölümünü gerçekleştirir. Vücut hücrelerinin ve dokularının böyle bir sistemden kaçması mümkün değildir. Vücuttaki bu anomalilerin uzun süreli devam ettiği durumlarda otoimmün hastalıklar meydana gelmektedir.

Şimdi Hashimoto, Graves, Multiple sclerosis, SLE, Vitiligo, Tip 1 Diyabet gibi otoimmün hastalıklarda oldukça etkili olan T helper 17’yi inceleyelim.

TH17 lenfositleri; bir pro-inflamatuar sitokin olarak bilinen İnterlökin-17(IL-17)nin üretimiyle karakterizedir.IL-17’nin bilinen altı farklı izoformu bulunsa da TH17‘nin ürettiği yalnızca iki izoformu bulunmaktadır: IL-17A ve IL-17F. Yapılan bazı araştırmalarda IL-17A ve IL-17F’nin özellikle  Romatoid Artiridi, Sedef Hastalığı(psoriasis), Multiple sclerosis , Graves Hastalığı ve Tip 1 Diyabet gibi otoimmün hastlalıklarda inflamasyon gelişiminden sorumlu olduğu gösterilmiştir. CD4+’lar , IL-21 ve IL-22’nin üretimini sağlayarak hem TH17 ve Treg Hücreleri arasında dengeyi sağlamıştır.

TH17 lenfositleri diğer TH lenfositleri gibi aktivasyon ve proliferasyon için özelleşmiş sitokinlere ve transkripsiyon faktörlerine ihtiyaç duyarlar. Th17 lenfositlerinin farklılaşmalarını destekleyen ve baskılayan iki farklı uyarım bulunmaktadır :

  1. IL-6/TGFβ veya IL-23p40 yolağınının kullanımıyla Th17′nin aktivasyonu
  2. Th1 ve Th2 lenfositleri tarafından üretilen IFN-γ ve IL-4 sitokinleri ile Th17‘nin baskılanmas

Daha öncesinde Th17 ve Treg hücreleri arasındaki dengeye değinmiştik. Noah ve Miossec adındaki iki araştırmacı gerçekleştirdikleri bir fare modelinde Treg hücre popülasyonunun arttığı durumlarda Th17 ‘nin proliferasyonunda azalış belirlemişlerdir. Treg/Th17 dengesinin bozulduğu durumlarda T lenfositleri vücut hücrelerine saldırmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda Otoimmün hastalıkların meydana geldiği anlaşılmıştır.

Şimdi bazı Otoimmün hastalıklarda Th17 lenfositlerinin rolünü inceleyelim.

Sistemik Otoimmün Hastalıklar

Th17 lenfositlerinin ve Th17 lenfositlerinin üretmiş olduğu IL-17’lerin sebep olduğu hastalıklıklardır. Bu hastalıklar genel olarak B lenfositlerin kontrolünün azalması ve oto-antikorların  üretimi  ile karakterize olmuştur. Th17 ile ilişkili bazı sistemik otoimmün hastalıklar:

  • Sistemik Lupus Eritematosz(SLE)
  • Romatoid Artrit
  • Juvenil İdiopatik Artrit( Çocuk romatizması)
  • Sjögren Sendromu
  • Sistemik Sclerosis

Organ Spesifik Otoimmün Hastalıklar

Direk olarak dokuların zarar gördüğü hastalıklar olan otoimmün hastalıkların bazılarında Th17‘nin etkili olduğu gözlemlenmiştir. Th17 ilişkili bazı Organ spesifik otoimmün hastalıklar şunlardır:

  • Multiple Sclerosis
  • Tip 1 diyabet
  • Glioma
  • Hashimato
  • Psoriasis
  • Vitiligo
  • Kardiyovasküler Hastalıklar

Multiple Sclerosis(MS)

Multiple Sclerosis , İmmun sistem hücrelerinin myelin kılıfa saldırması sonucunda Merkezi Sinir Sistemi’nin hasar gördüğü bir kronik Otoimmün hastalıktır. MS hastaları üzerinde yapılan araştırmalarda Th17 sıklığı ve sitokin salınımının artması myelin kılıf üzerinde daha fazla artmıştır. Ayrıca MS hastalarında Treg/Th17 dengesine bakıldığında Treg hücrelerinin az olması  sonucunda T lenfositlerinin daha fazla antikor uyarımını sağladığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Th17 hücrelerinin indirgenmesi ve Th17 hücrelerinin interlökin üretiminin azaltılmasında IFN-β tedavisi kullanılmıştır.

Tip 1 Diyabet

Tip-1 diyabet hastalığı T hücrelerin insülin üreten β-hücrelerini yok etmesi sonucu ortaya çıkan bir otoimmün hastalıktır. Hastalık Th1 ve Th2 hücrelerinin stabilitesinin bozulması sonucu Th17‘nin bir anda artmasıyla ilişkilidir.

Glioma 

Glioma, beyin ve ömür iliğinde meydana gelen kötücül bir tümördür. Bu tümör  glial hücrelerinin(astrositom, oligodendroglioma, oligoastrositom, ependimom, ganglioma) mutasyona uğraması sonucunda gerçekleşmektedir. Yapılan bazı araştırmalarda glial hücrelerin mutasyona uğraması glioma dokusu içerisinde Th17 lenfositlerinin interlökin salınımını artırması sonucu gerçekleşmekte ve bunun sonucunda da glioma dokusu hasar görmektedir.

Kaynak ve İleri Okuma

  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4137509/
  • https://link.springer.com/article/10.1007/s00005-015-0344-z#ref-CR154
  • https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1568997214000081?via%3Dihub
  • https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24418308

Şeniz Demir

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Genom ve Kök Hücre Merkezi' nde yaptığım staj sayesinde laboratuvar ortamında gerçekleştirilen bazı deneyleri izleme şansı elde ederek teorik bilgimi geliştirme şansım oldu. Öğrenim hayatım boyunca bölümümle alakalı seminerlere ve kongrelere katılıp bu seminer ve kongrelerden katılım sertifikaları aldım. Ayrıca yabancı dil eğitimi de aldım. Bölümümle alakalı ilgi alanlarım Genomiks-Proteomiks, Biyoinformatik, İmmunoloji, Kanser ve Nörobilimdir. İleri dönemlerde bu alanlarda çalışmak çok istiyorum. En büyük gayem bilim ile güzel işler başarıp birilerinin kalbine dokunabilmek ve birilerini iyi edebilmek.Yazılarımı okuyacak olan arkadaşlar; eğer siz de iyi bir şeyler yapmak istiyorsanız, yapmak istediğiniz şeyi başlayarak en zoru başarın. Başladıktan sonra her şey su gibi ilerleyecektir. Umuyorum ki yazılarımdan keyif alırsınız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı