Genel

Romatoid Artrit (İltihaplı Romatizma) Hastalığı

Google News Abone Ol

Romatoid Artrit Nedir?

Romatiod Artrit (RA), kronik bir inflamatuar bozukluktur. Birçok eklemi, organı ve vücudu etkiler. Hastalığın meydana getirdiği ağrılar günlük yaşamı olumsuz etkiler ve yaşam standardını düşürür.

Sağlıklı bir insanın bağışıklık sistemi, sürekli olarak bakteriler ve virüslerden vücudu korumak için çalışır. Ancak Romatiod Artrit gibi otoimmün hastalıklarda vücudun bağışıklık sistemi, kendi hücrelerini bakteri veya virüs olarak görür ve sinovyuma saldırır.

Sinovyum; eklemin düzgün hareket etmesine yardımcı olmak için sıvı üreten, eklemlerin etrafındaki dokudur. İltihaplı sinovyum kalınlaşır ve eklem bölgesini ağrılı ve hassas hissettirir. Bu bölge kızarır ve şişer, eklemi hareket ettirmek zorlaşır. Romatiod Artrit, eklemlerin hemen hemen hepsini etkileyen bir hastalıktır ve bulaşıcı olmayan bir hastalıktır.

Romatoid Artrit Neden Oluşur?

Romatiod Artrit, bireyin bağışıklık sisteminin sinovyuma, yani eklemleri çevreleyen zarların astarına saldırması ile ortaya çıkar. Bu saldırı sonucu iltihaplanma sinovyumun kalınlaşmasına ve dolayısıyla eklemdeki kıkırdak ve kemik dokusunun yok olmasına neden olur. Buna bağlı olarak eklemleri bir arada tutan tendonlar ve bağlar zayıflamaya ve gerilmeye başlar. Zaman içerisinde eklem doğal şeklini ve düzgün hareketi sağlayan konumunu kaybeder.

Henüz bu sürecin neden başladığı bilinmemektedir. Bazen hastalığı tetikleyen faktör büyük bir üzüntü, stres, mikrobik faktörler ve diğer nedenler olabilmekte bazen ise hiçbir tetikleyici unsur bulunmamaktadır.

Genlerin Rolü

Romatiod Artrit , anneden veya babadan çocuklara geçmez. Bunu yerine Romatiod Artrit gelişmesine yatkınlık yaratan genler çocuklara geçebilir. Çocuklarda Romatiod Artrit hastalığına karşı yatkınlık gelişir.

Romatoid Artritli birçok hastada HLA-DR4 adı verilen genetik bir belirleyicinin bulunduğu gösterilmiştir.

Romatiod Artrit Riskini Artıran Faktörler

İlerleyen yaşlardaki insanların ve özellikle kadınların Romatiod Artrit olma olasılığı daha yüksektir. Kadınların bu hastalığa yatkın olmasını sebebinin östrojen hormonundan kaynaklandığına dair görüşler vardır. Sigara içenlerin hastalık şiddeti daha fazladır. Obez ve aşırı kilolu insanlarda eklemlerine aşırı yük bindiğinden hastalığın riski artar.Çok hareketsiz insanların da Romatiod Artrit geliştirme riskinin yüksek olduğu ileri sürülmektedir. Genç ve çocuklarda da görülme olasılığı vardır. Ayrıca ailesinde Romatiod Artrit görülen gençlerde ve çocuklarda Romatiod Artrit görülme olasılığı daha yüksektir. Çevresel faktörler ile ilişkisi tam olarak anlaşılmamış olsa da; osbest veya silika gibi maddelere maruziyetin Romatiod Artrit geliştirme riskini artırdığı gözlemlenmiştir.

Klinik Belirtiler

Romatiod Artrit belirtileri kişiden kişiye göre değişir. Hastaların çoğunda bir kaç haftaya yayılmış sinsi bir başlangıç söz konusudur. Eklemler de sıcaklık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı ve birkaç eklemde ağrı vardır. Bir diğer hastaların önemli yakınması ise uyku sonrası, eklemler ve eklemlerin çevresinde oluşan ve sabah tutukluğu denilen  sertlik hissi vardır. Bazen bu sabah tutukluğu uzun süre devam edebilir.

Ellerde ise sinir sıkışması sonucu gelişen parmaklarda yanma ve uyuşma da görülebilir.

Romatoid Artrit Tanısı

Tanı, klinik ve serolojik laboratuvar testleriyle konulmaktadır. Hastalığın aktif olduğu dönemlerde kanda iltihabı gösteren sedimantasyon ve C-reaktif protein (CRP) yüksek bulunabilir. Romatoid Faktör (RF) ve Antistrüllenmiş protein antikorları (anti-CCP), Romatoid artriti diğer romatizma çeşitlerinden ayırmada yardımcı olur.

Romatiod Faktör, Romatiod artrit hastalarında pozitif bulunur. Ancak Romatiod faktör, romatiod artrit dışında, özellikle enfeksiyonlar ve diğer bazı iltihaplı romatizmalarda da kanda bulunabilir. Anti-CCP testinin yüksek saptanması durumunda ise, romatiod artrit tanı olasılığı daha yüksektir. Anti- CCP varlığı tanıda yardımcı olmasının yanında, daha ağır ve şiddeti yüksek hastalığa işaret eder.

Romatoid Artritin tanısının erken konması, hastalığın ilerlemesini engeller ve bu da eklemlerde kalıcı hasarı önler. Romatoid Artrit belirtileri birçok diğer hastalıkta da görülebildiğinden dolayı, diğer hastalıklarla karışabilir. Bu durum tanının konmasının yıllarca sürmesine neden olur.

Romatoid Artrit Tedavisi

Romatoid Artrit oluşum mekanizmaları bilinmediğinden herhangi bir kesin tedavisi yoktur. Romatoid Artrit tedavisi öbür boyu devam edebilir.

Romatoid Artritte tedavinin amacı hastalığın semptomlarını hafifletmektir. Böylece hastanın günlük yaşam kalitesi artırmayı hedeflenir. Bu amaçla bazı ilaçlar ve fizik tedaviler kullanılır. Ancak kullanılan ilaçların hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldıramamaktadır.

Romatoid Artrit Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

  1. Nonsteroid antienflamatuar(iltihap azaltıcı) ilaçlar
  2.  Glikokortikoidler (Kortizon)
  3. Hastalığın seyrini değiştiren ilaçlar (DMART’lar) olmak üzere üç gruba ayrılır.

Nonsteroid Antienflamatuar (iltihap azaltıcı) İlaçlar

Bu ilaçlar (voltaren, cataflam, apranax, naprosyn,majezik, endol.. gibi) eklem ağrısını ve sabah tutukluluğunu gidermekte oldukça etkili ilaçlardır. Sedimentasyon ve C-reaktif protein (CRP) gibi akut faz yanıtlarını baskılamazlar. Ayrıca hastalığın ilerlemesi ve eklem hasarının gelişmesine etkileri yoktur. Bu ilaçlar tek başına tedavi için yeterli değildir. Hastalar, hastalık baskılayıcı ilaçları da beraberinde almak zorundadır. Ayrıca bu ilaçların mide kanaması gibi yan etkileri bulunmaktadır. Yemekle veya yemek sonrası kullanılmalıdır.

Glikokortikoidler (Kortizon)

Glikokortikoidler (kortizon, prednizon), hastalık şiddetini azaltmada oldukça etkilidirler. Hızlı ve güçlü ağrı bir kesici, iltihap giderici özelliklere sahiptirler. Fakat uzun süre yüksek dozda kullanıldığında ciddi yan etkileri olur.

Bu ilaçlar kortizol denilen hormonla ilgilidir. Kortizol, vücutta doğal olarak bulunan, kan basıncı ve nabız gibi önemli fonksiyonları kontrol eden bir hormondur. Kortizolsüz yaşam mümkün değildir.

Uzun süre yüksek doz kortizon kullanımı ciltte morluklar, sivilceler, kilo artışı, göz tansiyonu, ense, omuzlar ve karında yağ toplanması, erken damar sertliği, osteoporoz, kaslarda erime vb. ciddi problemlere yol açabilir. Genelde tedavide yüksek doz kortizon gerekli değildir.

Bazı hastalar, hastalığı bağlı yakınmaların baskılanabilmesi için sürekli kortizon kullanmak zorunda kalabilirler. Kortizon kullanımında önemli olan dozdur. Düşük doz kortizon kullanımı yan etkileri en aza indirir. Düzenli kortizon kullanan hastalar Kalsiyum ve D vitaminini de beraberinde kullanmalıdır. Uzun süre kortizon kullanımı vücudun kortizol üretimini azaltıcı ve durdurucu etkiye sahiptir. Kortizon kullanan bir hasta, kendi kendine kortizon kullanmayı azaltmamalı ve bırakmamalıdır. Bu çok tehlikelidir. Doktor kontrolünde olmalıdır.

Hastalığı Modifiye Edici İlaçlar (DMART’lar)

Bütün hastalarda tanı konulduktan sonra başlanması gereken ilaçlardır. Bu ilaçlar iltihabı azaltmak ve hastalığın ilerlemesini önlemek ya da en azından yavaşlatmak için kullanılırlar. Metotreksat,  sulfasalazin, leflunomid ve hidroksiklorokin bu grupta en çok kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçların yan etkileri vakadan vakaya değişiklik göstermekle birlikte karaciğer hasarı, kimik iliği süpresyonu, bulantı, kusma ve ciddi akciğer enfeksiyonlarını içerebilir.

Aleyna Terzi

Merhaba, 7 Haziran 1997 Trabzon doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Atatürk Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü mezunuyum. Karadeniz Teknik Üniversitesi Biyoloji Bölümü Moleküler Biyoloji Laboratuvarında staj deneyimim oldu. Genetik, İmmünoloji, Toksikoloji, Adli Bilimler, Bioinformatik, Nörobilim alanlarına ilgi duymaktayım. Bilimin ışığında giderek kendini geliştirmeyi amaç edenmiş biriyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir