Kişisel Blog
Bilim Ve Tekno

Otizm Bir Sindirim Sistemi Bozukluğu Mudur?

Otizm Bir Sindirim Sistemi Bozukluğu Mudur?

Otizm Nedir?

Otizm, en genel tanımıyla, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Uzun yıllar boyunca otizmin genetik bir bozukluk sonucu meydana geldiği düşünülsede son yıllarda hızla artan vakalar bilim insanlarını farklı bir sebep aramaya mecbur kılmıştır. Çünkü halihazırda bilinen hiç bir gen polimorfizminin bu denli büyük bir frekansla artması bilimsel olarak beklenmemektedir. Özellikle son veriler şaşırtıcı ve bir o kadar da endişe vericidir. Birleşmiş Kırallık Sağlık Bakanlığı’a göre 15 yıl önce otizm görülme sıklığı 10.000 çocukta 1 iken günümüzde bu değer ortalama 170 çocukta 1 olarak belirlenmiştir. Bu da akıllara, otizm salgını ihtimalini getirmektedir. Peki ama otizm hangi etkenler ve uyaranlar nedeniyle artış göstermektedir?

Yapılan son çalışmalar , bir çok hastalıkla birlikte otizmin de bağırsaklar ve bağırsak florası ile sıkı bir ilişkisi olduğunu savunmaktadır. Normal bir beyinle doğan bu çocukların , doğumda veya daha sonra dış çevreden edindikleri bozuk flora toksit salınımı yapmaya başlar,bağırsak yüzeyinde biriken toksit maddeler emilerek kan dolaşımına katılır ve beyinde dahil olmak üzere tüm vücuda dağılır.

”Otizmli çocuklar normal gözlere, kulaklara, dokunma hassasiyetine ve tat alıcılara sahiptir. Bu duyu organlarının topladığı tüm bilgiler işlenmek ve bunlardan  bir şeyler öğrenmek için beyne aktarılır. Bakarak, dinleyerek, tat alarak ve dokunarak, bebek ve yeni yürümeye başlayan çocuk, iletişim kurmayı ve uygun bir şekilde davranmayı öğrenir. Ancak, beyin toksisite ile tıkanırsa, bu duyusal bilgileri işleyemez ve bundan bir şey öğrenemez. Sonuç olarak, çocuğun duyduğu, gördüğü, dokunduğu ve tat aldığı her şey kafasında bazen korkutucu, bazen keyifli, bazen de bunaltıcı bir sese dönüşür. Çocuk bu sesten faydalı bir şey öğrenemez. Bu durum çocuğun hayatındaki en hassas dönemde, yani dilin, normal iletişimin ve normal davranışın öğrenildiği ilk iki yılda geliştiği için, bunlar otizmli bir çocuğun edinemediği becerilerdir.”

Bu yaklaşım akıllara, bağırsağın neden toksit üretmeye başladığı sorusunu getirebilir. Bağırsaklarımız fizyolojik açıdan içinde bulundurduğu mikroorganizmalarla bir bütün halinde çok önemlidir. Öyle ki son zamanlarda insan vücudundaki ‘ikinci beyin‘ olarak tanımlanmaktadır.

Bağırsak yüzeyine yerleşen ve bizimle birlikte simbiyotik olarak yaşayan, metobolik olarak bize yarar sağlayan bir çok bakteri türü vardır . Bu yararlı bakteriler sindirim sistemindeki diğer zararlı türlere oranla baskındır ve bir tür koruyucu görevi vardır .Aynı zamanda bir çok hormon ve vitaminin üretilmesinden sorumludur. Normal florası bozulan bağırsakta, zararlı bakteri , mantar ve virüsler çoğalır , her birinin metobolizmaya ciddi zararı vardır. Otizmli çocukların büyük bir bölümünde sıkça rastlanan candida, clostridia, streptoccus vb. zararlı mikroorganizma enfeksiyonları , D vitamini eksikliği, ağır metal zehirlenmesi vb. birçok klinik tablo, bağırsak bozukluğunun sonuçlarıyla birebir örtüşmektedir. Özellikle mantar enfeksiyonları otizmde belirgin etkilere yol açıyor;

sindirim sistemi

”Mantarlar bağırsak kıvrımlarına yerleşerek antifungus ilaçların etkisinden korunabilirler. Bağırsak duvarına yapışan mantarlar ürettikleri enzimlerle bağırsak duvarının geçirgenliğini arttırırlar. Mantarlar direk olarak kendileri de otizme neden olabilirler, ama daha çok görülen şekli mevcut otizmli tablonun mantarlar ile daha da ağırlaşmasıdır. Mantar enfeksiyonu olan hastlar sersemleşiyorlar, uygunsuz biçimde gülüyorlar, kendilerini uyarıyorlar ( tipik otizmli hareketleri ile ) ve hemen hiperaktivite başlıyor.’’

‘’ Kandidalar gıdalardan aldığımız şekerli ve unlu mamülleri önce prüvata sonra asetaldehit ve karbondioksite dönüştürüyorlar. Yani çocuklarda bir nevi alkolizm, çakırkeyiflik durumu oluşturuyor ve şekerli yiyeceklere bağımlılık artıyor.’’

Bozulan bağırsak florasının kötü etkilerinden birisi de sekteye uğrayan okzalat metobolizmasıdır.

‘’Otizmli çocuklarda bağırsaktaki yağlar, enzim yetersizliği nedeniyle yeterince emilemez. Emilemeyen yağlar kalsiyumla birleşerek sabunlaşır ve bağırsaktan dışarı atılır. Halbuki kalsiyum normalde , bağırsak hücrelerinden salgılanan oksalatı bağlayarak dışkı ile atılmasını sağlar. Bağırsaktaki faydalı mikroplardan bağzıları oksalatı tüketirler. Ama otizmli çocuklarda bağırsak florası bozulduğu için bu bakterilerin sayısı azalmıştır. Bu nedenle ortamdaki oksalat artar. Kalsiyum yetersiz olunca fazla oksalat bağlanamaz ve kana geçer . Başta beyin ve böbrekler olmak üzere bir çok organa zarar verir. Çünkü oksalat oldukça reaktif bir maddedir.’’

Bahsedilen  noktaların dışında daha çokça ,beyin-bağırsak-otizm bağlantısı ve metobolik anomali mevcuttur.

Tüm bu bulguların ışığında otizmin, sindirim sisteminde başlayan ve etkileri beyinde gözlemlenen bir hastalık tablosu olduğu fikri güçlenmiştir. Öyle ki otizmli çocukların % 76 ile %100 ünde mide-bağırsak problemleri tespit edilmiştir.

Aynı zamanda özel diyetler , bağırsak sorunlarının giderilmesinde kullanılan çeşitli probiyotik takviyesi ve tedavileri sonucunda çoğu otizimli çocukta ciddi ilerleme ve hatta nerdeyse tamamen iyileşme gözlemlenmesi de hastalığın oluşma sebeplerinin aydınlatılması, mevcut tedavilerin desteklenmesi ve aileler için yeni bir umut olmuştur.

Konuyla ilgili ayrıntılı okuma için ;

-Otizme Çözüm Var!- Ahmet Aydın

-GAPS – Natasha Campbell – McBride

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ