Bilim Ve Tekno

İnsan Anatomisi Ve Fizyolojisi: Sistemler

İnsan Anatomisi Ve Fizyolojisi: Sistemler

Bu makalede vücudumuzda gerçekleşen olayları, sistemler halinde inceleyeceğiz. Sinir sistemi, endokrin sistem, hareket sistemi, dolaşım sistemi, solunum sistemi, sindirim sistemi, boşaltım sistemi, üreme sistemi ve duyu organlarını anlamaya çalışacağız. İnsan vücudunu daha iyi tanıyacağız. O zaman sözü fazla uzatmadan, başlayalım.

Anatomi Nedir?

Anatomi; canlıların yapısını ve düzenini inceleyen bilim dalıdır. Hayvanlar ile ilgilenen kısmına hayvan anatomisi, bitkiler ile ilgilenen kısmına bitki anatomisi ve insanlar ile ilgilenen bilim dalına ise insan anatomisi denir.

Sistematik Anatomi Nedir?

Fonksiyonları ve şekilleri aynı olan hücrelerin bir araya gelerek, dokuları, dokular bir araya gelerek organları ve fonksiyon olarak ilişkili olan organlar da bir araya gelerek sistemleri oluşturur.

Sistemler

Sinir Sistemi

Sinir sistemi, diğer bir değişle sinir ağı, canlıların içsel ve dışsal iletileri algılamasını sağlayan, algıladığı bilgiyi işleyen ve işlediği bilgiye karşılık vererek vücut içerisinde iletimini sağlayan sistemdir. Organların ve kasların aktivitesini düzenleyen bir organ sistemidir. Sinir sistemi iki farklı bölümden oluşur. Bunlardan birincisi “Merkezi Sinir Sistemi” ikincisi ise “Çevresel Sinir Sistemi“dir.

Merkezi sinir sistemi, beyin ve omurilikten oluşmuştur. Çevresel sinir sistemi ise, merkezi sinir sisteminin sinyallerini vücudun bütün bölümlerine, en ücra hücreye kadar ulaşmasını sağlayan uzun fiblerden oluşur. Çevresel sinir sistemi; motor nöronları, dolaylı istemli hareket, otonom sinir sistemi, sempatik sinir sistemi, parasempatik sinir sistemi, düzenli istemsiz işlevler ve enterik sinir sisteminden oluşmuştur.

Sinir İletimi Nasıl Gerçekleşir?

  1. Duyu organlarımız diğer bir değişle duyu reseptörleri tarafından alınan, vücut içi veya vücut dışı etkiler sinir hücrelerinde bir takım değişikliğe neden olur. Bu değişime uyartı mesajı denir.
  2. Uyartı mesajı, çevresel sinir sistemi ile omurilikten geçerek, beyne gelir.
  3. Beyinde değerlendirilen sinyaller, sonucunda bir cevap oluşur. Bu cevap çıkış sinyali olarak adlandırılır.
  4. Çıkış sinyali olarak adlandırdığımız tepki, beyinden omuriliğe oradan da çevresel sinir sistemine bağlanarak etkinlik göstereceği yere gelir. Bu bölge kas veya bez olabilir,
  5. Çıkış sinyaline göre kas veya bez uyarılarak etkinlik gösterir.

Sinir Sistemi Terimleri

Motor Nöronlar: İstemli ya da istemsiz hareketleri kontrol eden nöronlardır. (sinir hücreleri)

Miyelin Kılıf: Sinir hücrelerini sararak koruma ve yalıtım sağlayan kılıftır.

Akson: Sinir hücresinin gövdesinden uzanan uzun, ipliksi kısımlar. Akson sinyal iletim görevini yapar. Aksonun ucundaki sinir uyarıları diğer nöronlara ya da ilgili organlara iletilir.

Dentrit: Nöronların diğer nöronlardan aldıkarı elektrokimyasal uyartıyı somaya, yani hücre gövdesine iletimini sağlayan dal benzeri yapıdır.

Endokrin Sistem

Endokrin sistem; diğer bir değişle iç salgı bezleri, salgılarını vücudun diğer bölgelerinde bulunan hücrelere ulaştırmak amacı ile kan dolaşımına veya lenf dolaşımına veren bezlerdir. Örnek olarak; epifiz(1), hipofiz(2), tiroit(3), timus(4),  ve böbrek üstü(5), pankreas(6), yumurtalık(7), testis(8) bezlerini gösterebiliriz.

Tiroit Bezi: Bezin salgısı bazal ve iyot metabolizmalarını ayarlar. Büyüme ve gelişmede önemli rol oynar. Boynun önünde ve altındadır. Alt bacakları kısa “H” harfi şeklindedir.

Paratiroitler: Tiroit bezinin arka tarafındadır. 4 kadardır. Kalsiyum metabolizmasını düzenler, kandaki kalsiyumun miktarını ayarlar.

Timus: Göğüs boşluğunda, soluk borusunun önünde bulunur. Büyümesi üç yaşına kadar artar, üç yaşından sonra ise küçülmeye başlar. Üç yaşındaki ağırlığı 10 gr kadardır. Küçüklerde çıkarılması gelişmeyi olumsuz yönde etkiler.

Hipofiz: Türk eğeri olarak da bilinir. Yarım gram kadardır. Bezin az çalışması büyümeyi ve gelişmeyi olumsuz yönde etkiler. Cüceliğe neden olur. Fazla çalışması ise vücudu fazla uzatarak, devliğe neden olur.

Böbreküstü Bezi: Her iki böbreğin üstünde ve içinde bulunur. Rengi gri ve ağırlığı 6 gram kadardır. Böbrekle ilişkisi sadece komşu olmalarıdır. Kasların çalışmasından doğan toksinleri taklit eder. Salgıldığı adrenalin sayesinde kan basıncını ayarlar. Aynı zamanda C vitaminini depo eder.

Dolaşım Sistemi

İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ve ancak ölünce durur. Kalp atışının 2 ila 4 dakika kadar durması, kalıcı beyin hasarlarına yol açabilir. İnsanda iki dolaşım dolaşım sistemi vardır. Dolaşım kalp ile akciğerler arasında gerçekleşiyor ise küçük dolaşım, kalp ile bütün vücut arasında gerçekleşiyor ise büyük dolaşım olarak adlandırılır.

Beden dokularından dönen kan, vena kava superior ve vena kava inferior ile kalbin sağ üstüne yani sağ atriuma gelir. Sağ atrium kasılır ve kan, triküspit kapaktan sağ venrriküle geçer. Sağ ventrikül kasılır ve kanı akciğer atar damarına yani pulmoner artere verir. Bu sayede kan akciğerlere iletilir. Kan akciğerlerde temizlenir ve akciğer toplar damarı yanı pulmoner venler ile kalbin sol kulakçığına yani sol artriuma gelir. Sol artrium kasılır ve kan mitral kapaktan geçerek sağ ventriküle geçer. Sağ ventrikülde temiz kan bulunur. Sağ ventrikül kasılarak kanı aorta verir ve aort yardımı ile kan bütün vücuda en ücra dokuya kadar aktarılır. Kalp verimi,öncelikle kalp hızıyla, atardamar basıncı kalp verimiyle ve çevresel dirençle, yerel doku ağları içinden kanın akışıyla, atardamar kasılması ya da gevşemesiyle denetlenmektedir.

Solunum Sistemi

Solunum sistemimizin temel organı, akciğerlerdir. Temel olarak solunum kandaki karbondioksitin akciğerlerdeki oksijen ile yer değişmesidir diyebiliriz. Solunum sistemi ile burun ve ağızdan alınan hava içerisindeki oksijen, sırasıyla; yutak, gırtklak ve soluk borusundan geçtikten sonra akciğerlere gelir. Akciğerlere gelen oksijenli hava, bronş ve bronşcuklardan geçerek alveollere gelir. Alveoller nemlidir. Bunun sebebi solunumun daha kaliteli olması ve solunumun daha kolay gerçekleşmesidir. Alveollerden kana geçen oksijen, kan ile birlikte bütün dokulara taşınır. Dokular oksijeni ATP yani enerji üretmek için kullanırlar. Alveollerde bulunan karbondioksit, sırası ile bronşcuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçerek, burun ve ağızdan dışarı atılır.

NoT: Sol akciğerimizin sağ akciğerimize dolayı daha kücük olduğunu unutmamak gerekir. Bu durumun sebebi kalbin sol tarafa daha yakın olmasıdır. Aynı zamanda sol akciğerimiz 2 lobdan oluşurken sağ akciğerimiz 3 lobdan oluşmuştur.

Sindirim Sistemi

Sindirim sistemi mekanik ve kimyasal olmak üzere ikiye ayrılır. Fiziksel sindirimin amacı; kimyasal sindirimi daha kaliteli bir hale getirmek için besinleri daha küçük parçalara ayırmaktır. Kimyasal sindirimin amacı ise; besinleri hücre zarından geçebilecek kadar küçük yapıtaşlarına ayırmaktır.

Sindirim Sistemi Organları

Ağız: Ağız boşluğu; tükürük bezleri, mukoza, dişler ve dili kapsamaktadır. Besinlerin ve suyun vücut boşluğuna alınmasını sağlayan bir açıklıktır. Aynı zamanda besinlerin mekanik sindirimi ağızda başlar. Bununla birlikte olarak, karbonhidratların kimyasal sindirimi de ağızda başlamaktadır. Karbonhidratları kimyasal sindiren enzim amilazdır.

Yutak: Fariks veya farenks olarak adlandırılır. Besinlerin yemek borusuna geçmesini sağlar. Aynı zamanda da solunumda da görev yapar.

Yemek Borusu: Özofagus veya gullet olarak adlandırılır. Peristaltik hareketlerle, besinlerin mideye geçmesine yardımcı olur. Aynı zamanda bu kasılmalar ile besinleri bir miktar da mekanik olarak sindirmiş olur.

Mide: Yemek borusu ile ince bağırsağın ilk kısmı olan duodenum arasında bulunmaktadır. Yüksek oranda asidiktir. Asidik olmasının sebebi pepsinin asidik pH’larda çalışmasıdır. pH’ı yaklaşık olarak 1,5-2 civarındadır. Sindirim olmadığı zamanlarda pepsin midemizde pepsinojen olarak bulunur. Pepsinojeni aktifleştirip pepsine çeviren ise HCl’dir. Midenin asidi bu kadar güçlü olmasına rağmen, mide bir zarar görmez. Çünkü; midede bulunan mukoza tabakası o kadar kalındır ki, asidin mide epiteline zarar vermeden mide içinde kalmasını sağlar. Midemizde karbonhidrat ve proteinlerin kimyasal sindirimi gerçekleşir.

Bağırsak: Bağırsak, mide ile anüs arasında bulunan sindirim organımızdır. Kalın bağırsakta su ve minerallerin emilimi gerçekleşirken, protein, karbonhidrat ve yağların kimyasal sindirimi gerçekleşir. Aynı zamanda ince bağırsakta yağların mekanik sindirimi de gerçekleşir.  Yağları mekanik sindiren safrada depolanmış halde bulunan, safra öz suyudur. Yağların mekanik sindirimi on iki parmak bağırsağında gerçekleşir. Proteinlerin kimyasal sindirim, pankreasın salgıladığı tripsin enzimi ile ince bağırsakta gerçekleşir. Aynı zamanda yine pankreasın salgıladığı amilaz ince bağırsağa dökülerek, karbonhidratları kimyasal sindirir.

Sindirime Yardımcı Organlar

  1. Karaciğer, safrayı üretir.
  2. Pankreas, tripsin üreterek proteinlerin sindirimine yardımcı olur. Aynı zamanda salgıladığı amilaz ile karbonhidratların sindirimine yardımcı olur.

Böylece bu bezler de sindirimde görev almış olurlar.

Boşaltım Sistemi

Boşaltım sistemi, vücudun iç dengesinin yani homeostazinin sağlanmasında önemli rol oynar. Boşaltım sistemi; böbrekler, üreter ve idrar kesesinden oluşur.

Böbrekler: Fasulye şeklindedir. Vücudumuzda 2 adet bulunur. Görevleri kanı süzmektir. Böbrekteki süzme birimlerinin her birine nefron adı verilir. Her bir nefron; malpighi cisimciği, proksimal tüp, henle kulpu ve distal tüp adı verilen kanalcıklardan oluşmuştur. Bir insanın böbreğinde ortalama olarak 1 ila 3 milyon arasında nefron olduğu bilinmektedir. Bu nefronlarda süzme geri, emilme ve salgılama işlemleri gerçekleşir.

Üreterler: 2 adettir. Böbrekler ile idrar kesesini birbirine bağlar.

İdrar Kesesi: Böbreklerde süzülen idrarın depo edildiği kesedir. Yoğun kas liflerinden oluşmuşdur. Kadınlarda pelvis boşluğunun altında, erkeklerde ise rektumun önünde ve prostatın üstünde bulunmaktadır.

Üretra: İdrarın idrar kesesinden çıkıp, dıiarıya atıldığı kanaldır. Boşaltım sisteminin sonudur.

Nefronun yapısı aşağıda görüldüğü gibidir.

Üreme Sistemi

Canlılar nesillerini devam ettirmesi için üremeye ihtiyaç duyar. Erkek üreme hücresi sperm ile kadın üreme hücresi yumurta birleştiğinde döllenme olur.

Duyu Sistemi

Duyu organlarından oluşur. Duyu organları, çevreden aldıkları uyartıyı elektiriksel sinyallere yani impulslara çevirir. Duyu organları, duyu reseptörlerinden oluşur.

Kemoreseptörler 

Burun ve dilde olmakla beraber, bazı iç organlarda da bulunurlar Kimyasal uyarıları algılar ve sinyale çevirirler.

Fotoreseptörler

Gözde bulunurlar. Koni ve çomak hücreleri olmak üzere iki çeşittirler.

Mekanoreseptörler

Mekanik ve fiziksel uyarıları algılarlar. Deride ve kulakta bulunurlar. Deride bulunan ve sıcak-soğuk algılaması yapan reseptörlere termoreseptör denir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ