BilimGenelMakaleler

Virüs Nedir?

Tarihçe

19.yy da Louis Pasteur ve Robert Koch gibi bakteriyologlar insan ve diğer canlılarda görülen bir çok hastalıklara bakterilerin sebep olduklarını saptamışlardır. Fakat bazı vakalar onlara ilginç gelmiş ve üzerinde çalışmalar yapmalarına neden olmuştur. Çünkü hasta olan canlıda, hastalığa sebep olabilecek herhangi bir bakteriye veya başka bir mikroorganizma bulunamamıştır. Çalışmalar sonucunda ilk olarak tütün bitkisinde virüsleri görmeyi ve onları tanımaya başlanmıştır. Hasta bitkinin yaprakları buruşmuş, lekelenmiş ve zamanla mozaik görünümünü almıştır. bu nedenle de tütün mozaik hastalığı adı verilmiştir. Latince zehir anlamına gelen virüs ilk kez Louis Pasteur tarafından kullanılmıştır. Virüslar ilk olarak elektron mikroskobunda 1931 yılında Ernst ve Max Knoll tarafından görüntülenmiştir. D.Baltimore ise viral DNA ve RNA’ya dayalı sınıflandırma çalışmalarında bulunmuştur. Bakteri yada diğer canlıların neden olmadığı yani viral kaynaklı salgınların görülmesiyle de virüslerin önemi daha da artmıştır. Örneğin 1918 yılında İspanyol gribi olarak bilinen salgında Influenza A (kuş gribi) salgına neden olmuş ve yaklaşık 20 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Şimdiye kadar 5000’den fazla virüs keşfedilmiş ve daha keşfedilmeyi bekleyen binlercesi olduğu düşünülmektedir. Günümüzde insanlarda enfeksiyona neden olan 1400 patojen etkenden %64’ünün zoonoz olduğu bildirilmiştir. Hayvanlarda da viral kaynaklı birçok enfeksiyon büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır.

Virüslerin Yapısı

Virüs: Hücre çekirdeği, metabolizması ve organelleri olmayan, nanometrik düzeyde ölçülebilen ve çoğalması içinde canlı hücreye ihtiyaç duyan mikroorganizmadır. Yapısında ya RNA ya da DNA vardır. İkisi aynı anda bulunan virüs bulunmaz. Morfolojik olarak genel büyüklükleri 20nm ile 300nm arasında değişir.

Virüsun en basit şekli olan virion, tek bir nükleik asit molekülü ile bunu çevreleyen bir protein tabakasında oluşur. Virionun protein tabakasına ”Kapsid” denir. Kapsid, içinde nükleik asit ile birlikte ”Nükleokapsid” adını alır. Bazı virüslarda, kapsid lipoprotein yapıda bir zarfla çevrili olabilir. Kapsid, ”Kapsomer” adı verilen çok küçük ve basit yapılı, belli sayıda morfolojik ünitelerin bir araya gelmesi ile oluşmuştur.

Kapsidin Fonksiyonları

  1. Hücreden hücreye nükleik asit taşır.
  2. Nükleik asiti hücrenin nükleaz enzimlerinden korur.
  3. Konak hücrede spesifik reseptörlere bağlanır.
  4. Antijeniteyi belirler.

Zarfın Fonksiyonları

  1. Peplomer veya spike’lar hücre reseptörlerini tanırlar.
  2. Virüsün hücreden kurtulmasına yardımcı olurlar.
  3. Parçalanmayı sağlar.
  4. Spike’lar antijenik özellikte ve antikor oluşumunu sağlar.

Viral Nükleik Asit

Virüslarda tek tip nükleik asit bulunur. Bu nükleik asit DNA veya RNA’dır. Nükleik asit aslında virüs genomudur. Bütün virüs genomları haploiddir. Yalnızca retrovirus genomu diploddir. Bütün DNA virüslarda nükleik asit çift sarmallıdır. İstisnai olarak  Parvovirus tek sarmallıdır. Bütün RNA virüslar tek sarmallıdır Retrovirıs hariç.

Virüslarda Replikasyon

  1. Ataçman(Adsorbsiyon)
  2. Penetrasyon
  3. Soyunma(Kapsidden Arınma)
  4. Genom Replikasyon Ve Gen Ekspresyonu
  5. Toparlanma(Agresyon)
  6. Olgunlaşma

Ataçman (Adsorbsiyon)

Hücre yüzeyinde bulunan reseptörler ile virüs tutunma proteinleri arasında meydana gelen reversible bir olaydır. Hücrenin tuz konsantrasyonu, pH’sı ve ısı durumuna göre bağlanma bozulabilir. Ataçmandan sorumlu viral proteinler zarflı virüslarda zarf üzerinde, zarfsızlarda ise kapsidde yer alır.

Penetrasyon (İçeri Girme)

Hücre yüzeyinde tutunan virüsün hücre içine alınmasını tanımlar. Bu olay çok kısa sürede ve üç temel mekanizma ile meydana gelir.

  • Direkt(Translokasyon) : Zarsız virüslar tarafından meydana getirilir. Hücre yüzeyinde adsorbe olan nükleokapside ait genetik materyal hücre içine direkt alınır.
  • Fusion:  Zarflı virüslar tarafından kullanılan penetrasyon mekanizmasıdır. Hücre yüzeyinde adsorbe olan virüs zarı ile kaynaşarak nüklekapsid direkt hücre içine direkt alınır.
  • Endositoz : Hem zarflı hem de zarfsız virüslerde gözlenir. Hücre yüzeyine tutunan virüs hücre membranına içeri invagine olması ile sitoplazma içine alınır. Asidifikasyon vezikülleri yardımıyla parçalanarak nükleokapsidden serbest kalması sağlanmış olur.

Kapsidden Arınma

Zarflı virüslarda meydana gelen füzyon olayı kısmi olarak da da olsa kapsidden ayrılma meydana gelse de tam anlamıyla çıplanma endozomlar içinde meydana meydana gelir. Enzim içeren veziküller virüsü asidifiye eder. Bu asit ortam içinde kapsit kısmen veya tamamen parçalanarak nükleokapsidin serbest kalmasını sağlar.

Genom Replikasyonu Ve Gen Ekspresyonu

Genom replikasyonu ve translasyon işlemleri, virüsün sahip olduğu genomik özelliklere göre farklılık gösterir. mRNA yazımı (transkripsiyon) tamamlandıktan sonra erken ve geç dönem proteinlerinin translasyonu gerçekleşir. Erken dönem proteinler genom replikasyonunda görev alır. Geç dönem proteinleri ise virüs yapısal proteinleridir. En son olarak progeny virüs nükleik asitleri sentezlenir.

Toparlanma (Agregasyon)

Yeni sentezlenen viral proteinlerin ortalarına nükleik asiti olarak simetrilerine uygun bir biçimde toparlanmasıdır.

Olgunlaşma

Bu dönem virüs partikülünün infeksiyöz olma özelliğini kazandığı dönemdir. Kapsid proteinleri arasındaki son düzenlemeler, viral proteazların işlevlerini yapmaları ile genom üzerindeki yeni yapılanmalar yine bu dönem içerisinde meydana gelir.

Saçılım

Olgunlaşan virüsların içinde bulundukları hücreden dışarı saçılımı birkaç farklı şekilde olabilir.

  • Litik olarak kabul edilen zarfsız virüslar içinde bulundukları hücrenin parçalanmasına neden olarak (burst) toplu bir şekilde dışarı atılma söz konusudur.
  • Zarflı virüslarda ise içinde bulunduğu hücrenin sitoplazma veya çekirdek zarını kendine zar ederek (buddıng) hücreyi terk etme durumu vardır.
  • Bazı zarflı ve zarfsız virüslar ise hücreyi ekzositozis yoluyla terk ederler.

Kaynaklar

  • http://cdn.istanbul.edu.tr/FileHandler2.ashx?f=viroloji_ders_notu.pdf
  • https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/10187/mod_resource/content/0/2.Hafta%201.pdf
  • http://www.mikrobiyoloji.org/TR/Genel/BelgeGoster.aspxF6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFE44CCCAB770BED25

İhsan Can Onat

Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi 4.sınıf öğrencisiyim. 1997 Konya doğumluyum. Hayvanlarla ilgilenmeyi ve onlarla zaman geçirmeyi seviyorum. Kitap okumayı ve araştırma yapmayı da süreklilik haline getirmeye çalışıyorum.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı