BilimGenelMakalelerSağlık

Şeker ve Beyin Arasındaki İlişki

Şeker diğer adıyla glikoz vücuttaki her hücre için ilk enerji kaynağı olarak kullanılır. Beyin sinir hücreleri veya nöronlar açısından çok zengin olduğundan vücuttaki şekerin yarısını kullanır. Vücutta en çok enerji ihtiyacı olan organ beyindir.

Düşünme, hafıza ve öğrenme gibi beyin fonksiyonları, kandaki şeker seviyelerine ve beynin bu yakıt kaynağını verimli kullanmasına bağlıdır. Beyinde yakıt olarak kullanabileceği şeker yoksa; beyin kimyasal habercileri olan nörotransmiterleri üretemez ve nöronlar arasındaki iletişim bozulur. Ek olarak, kandaki düşük şeker seviyelerinin neden olduğu hipoglisemi, beyin ihtiyacı olan enerjiyi alamaması sonucunda dikkat bozukluğu ve zayıf bilişsel fonksiyona neden olur.

Beyinin Birincil Enerji Kaynağı Şeker

Beynimiz yakıt kaynağı olarak şekeri kullanıyor ve enerji kaynağı yetersiz olduğunda beyin fonksiyonları olumsuz etkileniyor. Ancak günümüzdeki yiyeceklerle beynimizin ve vücudumuzun aşırı miktarda şekere maruz kalması beynimizde ve vücudumuzda olumlu etkiler göstermiyor. Şeker üzerine yapılan bir araştırmada da tüketilen şekerle birlikte hücrelerin yaşlanması arasında pozitif bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Yapılan bir diğer araştırmada da aşırı şeker tüketimi ile hafıza ve bilişsel fonksiyonlardaki eksiklikler ilişkilendirilmiştir.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet gibi  vücudun yüksek kan şekerleri seviyelerine uzun süre maruz kaldığı hastalıklara sahip bireylerde de beynin fonksiyonel özelliklerini oluşturan beyin bölgelerini etkilediği görülmektedir. Yüksek kan şekerine maruz kalan beyinde atrofi yani küçülme meydana gelebilir. İlerleyen süreçlerde beyinde kan akışında kısıtlamalar, bilişsel güçlükler görülebilir ve bu durum yeterince şiddetli olursa demans gelişimini de hızlandırabilir.

Şeker beynimizde ödül merkezini uyararak bağımlılık gibi etkilere de sebep oluyor. Hormonal sistemi olumsuz etkiliyor, cildimizin yaşlanmasına neden oluyor, hızlı kilo artışına sebep oluyor, özellikle karın bölgesi yağlanmasına yol açıyor, karaciğer yağlanmasını artırıyor, kalp-damar hastalıkları ve kan yağlarını olumsuz etkiliyor, çağımızın en önemli hastalıklarından olan diyabete (şeker hastalığına) neden oluyor.

Beyinde fazla şekere maruz kalmak hem bilişsel becerilerimizi hem de kendi kontrolümüzü yitirmemize neden oluyor. Şeker beynin ödül merkezinde uyuşturucu maddelerin  gösterdiği etkilere benzer etkiler gösteriyor. Birçok araştırma şekerli besinlerin beyinde bağımlılık benzeri etkiler yaratabileceğini, daha fazla yeme isteği uyandıracağını ve sonrasında kilo artışına neden olacağını bildirmiştir.

Şeker Bağımlılığı Nasıl Oluşur?

Şekerli bir besin tükettiğimizde beynimizin ödül merkezinden dopamin adını verdiğimiz bir hormon salgılanır. Dopamin hormonu vücudumuzda çok çeşitli fonksiyonlarda rol alır. Haz duygusu ve bağımlılık duygusuda bu rollerden biridir. Fazla miktarda sık aralıklarla şekerli besinler tükettiğimizde dopamin hormon alıcılarında azalma başlar. Bu demektir ki aynı haz ve mutluluğu yaşamamız için daha fazla şeker tüketmemiz gerekir. Çünkü beynimizin dopamin hormon alıcılarında körelme başlamıştır. Bunu bir örnekle anlatacak olursam; hepimizin çok sevdiği bir browniyi tükettiğimizde beynimizde dopamin adını verdiğimiz bir hormon salgılanır. Browni tüketimini sık aralıklarla tekrarladığımız da artık bir tane browni bizi mutlu etmeye yetmeyecek bir yerine iki, üç, dört derken tatlı isteğimiz katlanarak artacak ve artık bir tatlı bağımlısı haline geleceğiz. Çünkü şeker beynimizde kokain, nikotin gibi bağımlılık yapan maddelerle aynı noktaları uyarıyor. Yani anlayacağınız şeker tadı kadar tatlı sonuçlara neden olmayabiliyor.

Kaynak ve İleri Okuma:

  • https://neuro.hms.harvard.edu/harvard-mahoney-neuroscience-institute/brain-newsletter/and-brain-series/sugar-and-brain

Merve Demirbilek

Merhabalar Ben Diyetisyen Merve DEMİRBİLEK ; 6 haziran 1996 yılında Erzurum’da dünyaya geldim, aslen Kayseriliyim. İlköğretimimi Vali Saffet Arıkan Bedük İlköğretim Okulunda okudum. Ortaöğretimimi Bünyan Anadolu Öğretmen Lisesinde tamamladım. Üniversite eğitimimi Atatürk Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik bölümünde 2018 yılında dereceyle mezun olarak tamamladım. 2019-2020 yılı eğitim-öğretim sürecinde Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi; Biyokimya bölümünde yüksek lisans eğitimine de başlayacağım. Daha önce toplu beslenme hizmeti veren bir yemek şirketinde yönetici diyetisyen olarak çalıştım ve psikolojik danışmanlık merkezinde beslenme ve diyet danışmanlık hizmeti verdim.Şuan da kendi kliniğimde kilo alma,kilo verme, kilo koruma programları, hastalıklarda beslenme tedavisi(diyabet,hipertansiyon, kalp-damar has.,Gut has., mide-bağırsak has.,PCOS, tiroid has.), gebelik ve emzirme dönemlerinde beslenme,bebeklik, çocukluk, ergenlik beslenmesi ve sporcu beslenmesi üzerine beslenme ve diyet danışmanlık hizmeti vermekteyim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir