BilimGenelMakaleler

İlginç Bir Veba: Dans Mania

Google News Abone Ol

Dans vebası ya da Dans Mania bir başka değişle Chrosmania ismini hastalığın belirtilerinden dolayı almıştır. Yunanca dans anlamına gelen Chros ve çılgınlık anlamına gelen mania sözcüklerinden oluşur. 7-17.yüzyıllar arasında Avrupa’da baş gösteren dans vebası, insanlarda görülen histeri krizlerine anımsatan ve sonuçları kara vebaya denk düşen büyük bir salgındır. Gittiği yere büyük yıkım ve acı getiren bu hastalık dışardan bir kasabanın eğlendiğini ve neşeli günler geçirdiklerini düşündürebilir. Ne yazık ki dışardan bakıldığında masum görünen bu hastalık insanı felç edebilir ya da yorgunluk, bıkkınlık, kalp krizi ve acılar ile öldürebilmektedir.

Avrupa’nın çeşitli yerlerinde farklı zamanlarda görülen bu hastalık bir anda dans etme isteğiyle ayağa kalkan kişinin fazla ısınan kanın beyin üzerinde ki etkisi ile beyin motor fonksiyonlarına zarar görmesi sonucu yorulup elden ayaktan düşene kadar ilerleyen bu hastalık, toplu histeri krizi olarak da görülmüştür. Bunun nedeni histerinin pisişik ve motor bozukluklara, özellikle duygusal reaksiyonlarda taşkınlık ve ani sinirlenme, hareket bozuklukları, geçici kişilik değişimi ve günlük hafıza kaybı yaşamaları gibi nedenlere sahip olması nedeni ile akla dönemin şartları göz önünde bulundurulduğunda mantıklı bir tespit olarak görülüyor.

Salgınlar

7.yüzyılda başlayan ve asla nedeni öğrenilemeyen Dans Vebası çeşitli dönemlerde Avrupa’nın çeşitli yerlerinde görülmüş, otoriteleri korkutmuştur. Belli bir süre günahlara bağlanılan bu salgınlar din adamlarınında aynı hastalığa yakalanması ile tamamen farklı fikirler ortaya çıkmıştır. Daha önce de söylediğimiz gibi insanlar sebepsizce dans ederler, kendilerine katılamayablara ve kırmızı renkli her şeye çabuk sinirlenirlermiş. Bu salgınlar arasında bazıları kayıt altına alınmıştır. Böylece bu kayıtlar arasından günümüzde çözüm üretilmeye çalışılmış ancak bir sonuç elde edilememiştir. Peki bu salgınlar nelerdir? Bakalım.

Tarihe Geçen İlk Salgın

İlk belgenen hadise olarak tarihe geçen 11. Yüzyıl başında Almanya’nın Berburg şehrinde yaşanmıştı. Bir grup çifti deli gibi dans etmeye başlarlar. Bu çiftçi gurubu/gurubları noel gecesi kilisede düzenlenen Noel Duası sırasında kiliseyi basıyorlar. Dönemi düşünce yapısı ve koşulları göz önünde bulundurursak toplum bu durumu şeytanın oyunlarından biri olduğunu düşünmüş ve bu çiftçi grubuna karşı bir şeyler yapmamışlardır. Bunun üzerine salgın zamanla geçmiş ve kendinden eser bırakmamıştır.

Fareli köy

Hepimizin küçükken okumuş olduğu hikayedir fareli köyün kavalcısı. Bu öykünün ilham kaynağı 1237 yılında bu defa çocukları hedef alarak  tekrar ortaya çıkan dans vebasıdır. Almanya’da yaşanan bu olayda çocuklar bilinçsizce dans etmeye başlamış ve durmamıştır tıpkı bu salgından önceki ve sonrakileri gibi.

Sınırları Zorlayan Salgın

25 Haziran 1374’de başlayan bu salgın bu sefer diğer ülkerede yayılmıştır ve bu yüzden kayıtlara en iyi geçen salgındır. Bu salgında da bir grup insan sebepsiz yere dans etmeye başlar ve yüzlerce insanlarda onlara katılır. Bu sefer bu salgında bir farklılık var, din adamlarıda bu salgından etkileniyor. Böylece bu salgının günahlara bağlanması fikri çürütülmüştür. Salgın kısa bir süre içerisinde Köln, yakınlardaki Flaman Utrecht, Fransa Metz ve Strasbourg, sonunda da Luxemburg’a kadar ilerleyen  salgın büyük çaplı zarara uğratmaya başlamıştı. İncelenilen raporlarda, dans etmekten yorulup ölen kişiler bulunmakta, ayrıca olay 1 yıl sürerek büyük sorunlara yol açmıştır. Uzun süre halka korku salan bu salgın 1381 yılında sonlanarak 7 yıl halkın peşini bırakmamıştır.

1518 Salgını

Tarihin en bilinen salgını 1518 salgınıdır. Yaklaşık olarak 400 kişiden fazla kişinin ölümüne neden olmuş olan bu salgın Temmuz 1518 Strasburg’daki yaşananlardan dolayı kayıt altına alınıyor. Frau Troffea adlı bir kadının Strasburg’daki evinden çıkarak dans etmesi ile başlamıştır. Kimsenin duymadığı bir şarkıyı duyarak delice hareketler eden kadının ne yaptığını başta kimse anlamamış sadece dans ettiğini düşünmüşlerdir. Daha sonra kasabadan 2 kişi daha Troffea’ya katılmış ve ona katılan kişi sayısı gün geçtikçe artmaya başlamıştır. Troffea’ya katılan kişilerin ortak noktası herkesin kendince bir ses duyup buna göre dans etmeleriydi. Bir ayın sonunda 400 kişiyi bulan salgın artık halk için tehdit oluşturuyordu. Bunun üzerinde yöneticiler tarafından çözüm aranmaya başlanmıştır.

Su içmek için bile durmayan bu insanların durdurulması için daha fazla dans etmeleri gerektiği düşünülmüştür. Böylece daha hızlı yorulan halk daha erkek duracaktı ama işler beklenildiği gibi gitmedi.  Köy meydanında toplanan hasta halk kiralanan müzik orkestrası ile daha çok dans etmeleri sağlandı ve yorulan kişilerin durduğunu gördüler. Fakat duran insanlar kadar ölen insan sayısı da aynı oranda artınca başka çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Dönemin alim ve din adamları tarafından tanrı tarafından gönderilmiş bir lanet veya hastalık olarak düşünürken kimisi de devletin içine bulunduğu sıkıntı ve stresten kaynaklı olduğunu düşünmüştür. Bunun dışında hasta dönemi görülen bu hastalığın tahıl mantarlarından kaynaklı olduğunu da öne sürmüştür ama ne yazık ki nedeni bulunamamıştır.

1536 Salgını

1536 yılında İsveçrede görülen salgının başında çocuklar baş göstermiş ve salgın bir hafta sürmüştür. Bir grup çocuğu sebepszi yere dans etmesi ile başlamış büyümeden kontrol altına alınmıştır. Çok fazla kaynak ve veri bulunamadığı için sadece bu süreç içinde çocukların etkilendiği salgın olarak bilinmekte.

17. Yüzyıla geldiğimizde ise bir doktor tarafından kayıtlara geçen bir diğer ilginç olay ise Aviv Vitus Şapelinde rapor edilmiştir. Bir grup kadın tarafından ziyaret edilen şapel de kadınlar tüm gece dans etmiş, ancak sabah olduğunda yorulan kadınlar sabah baygın bulunmuştur. Bu kayıtlara geçen son olay sonunda salgınlar bir anda kesilmiş. Ancak bu son salgından sonra çeşitli yerlerde insanların benzer hareketler ile sağa sola hayvanlar gibi koşturup bilinçsizce hareket etmeleri, kendilerini kontrol edememeleri gibi olaylar, kendilerine eşlik etmeyen insanlara karşı  saldırganlık, kırmzı renge karşı tepki göstermek gibi durumlar görülmüş ve sonucu acılı ölümlere sebep hastalıklara yakalandıklarına dair kayıtlar bulunmakta ama salgın niteliği taşımamaktadırlar.

Salgınların Nedeni?

Salgının gözlemlendiği dönemler incelendiğinde halkın içerisinden bulundukları sosyo-ekonomik durum her şeyi anlatır nitelikteydi. Savaşlardan, fakirlikten, kirlilikten etkilenen halk histeri krizleri geçiriyordu ya da diğer bir teori olan bakliyatlarda bulunan bir mantar çeşitinin etkili olduğu düşünülüyordu. Otorireteleri bile tedirgen eden bu salgın fakir kesimde ve çiftçilerde gözlemlenmesi bu iki teoriyi kanıtlar nitelikte olmuştur. Halkın bu dönemler içerisinde bulundukları depresif halleri nedeni ile batıl inançlarının etkisi ile bakıldığında mantıklı görünsede, dans salgınının nedeninin tam olarak bilimsel açıklaması yoktur.

Kısaca…

Kişilerin bir anda dans etmesini toplu histeri krizleri ya da toplumun içinde bulduğu sıkıntılı dönemlerden dolayı yaşadıkları  psikolojik sorun olduğu düşünülmüştür. Bunun dışında genelde hasat dönemi görülen bu salgının tahıl ürünlerinde bulunan bir mantarın neden olduğu düşünülmüş ve olay- zaman ilişkisi de bu durumu kanıtlar nitelikteydi. Olasılıklar ne kadar düşünülmüş olsa da tarih boyunca ara ara cereyan eden bu hastalık günümüzde de hala nedeni bulunamayan çözülememiş hastalıklardan biridir. Belki bunun sebebi hastalığın inanılması zor gerçeklere sahip olması çok mümkün görülmekte.

Şeyma Ateş

Biruni Üniversitesi 3. sınıf Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisiyim. Mühendislik fakültesinde okuduğumdan ötürü mühendislik derslerini de almaktayım. Bölümümü %100 İngilizce okuyorum. Ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde AUZEF Laborant Veteriner Sağlık bölümü 2.sınıf öğrencisiyim. Arkeogenetik, genetik, antropoloji ve tıbbi genetik alanları hakkında araştırmalar yapıyorum. Bu yaptığım araştırmaları sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir