Bilim Ve Tekno

Genetik Mühendisliği Nedir? Ne Değildir?

Genetik Mühendisliği Nedir? Ne Değildir?

2017 yılıyla birlikte, hali hazırda hayatımızda var olan “Genetik Mühendisliği”, daha da hayatımızın içine yerleşti. Hatta dünyamızın gelecek nesillerde nasıl bir yer olacağını ve ne tür canlılara ev sahipliği yapacağından tutun da, dünyamızın ne kadar daha yaşanılabilecek bir gezegen olduğunun ya da, ne kadar daha içindeki canlıları barındırabileceğine karar vermeye başladı diyebiliriz. Genetik mühendisliği çok geniş bir alandır. Genetik mühendisliği gelecek nesillerin şeklini belirler. Dünyamızı yakından tanımamıza ve dünyamız hakkında fikirler söyleyebilmemize olanak sağlar. Genetik mühendisliği biraz önce de dile getirdiğimiz gibi oldukça geniş bir alandır.

Genetik Mühendisliği Nedir?

Genetik mühendisliği, canlının biyolojik yapısını araştırarak, canlının kalıtsal özelliklerini değiştirerek, ona yeni özellikler kazandırmaya yönelik araştırmalar yapan bilim alanıdır, diyebiliriz. Bu alan ile uğraşan bilim insanlarına ise “Genetik Mühendisi” denir. Genetik mühendisleri, genlerin yalıtılması, çoğaltılması, farklı canlıların genlerinin birleştirilmesi ya da genlerin bir canlıdan başka bir canlıya aktarılması gibi çalışmalar yürütürler.  Biraz önce de bahsettiğimiz üzere, genetik mühendisliği oldukça geniş bir çalışma alanına sahiptir. Adından da anlaşılabileceği gibi, genetik mühendisliği, bir mühendislik alanıdır. “Genetik mühendisleri, gen inşa ederler.” Evet, genleri aktararak, yeni DNA haritaları oluştururlar. Canlıların genlerini farklı kombinasyonlar ile birleştirerek, farklı görevlerde kalıtımsal değişiklik yapabilirler. Yani biraz daha açacak olursak; genetik mühendisliği genetik dalıdır ve genlerle yapılabilen uygulamalar, çalışmalar anlamına gelmektedir.

Bir çoğumuz liseden hatırları, bezelye denince akla gelen Gregor Mendel’i ve kalıtım ile ilgili yaptığı çalışmaları… Gregor Mendel, genetiğin ve bu bilimle ilgili yapılan çalışmaların kurucusu olarak kabul edilip, “Genetiğin Babası” olarak anılmaktadır.

Genler, sözü edilen organizmanın özelliklerini belirleyen kimyasal bilgiyi taşır. Yine sözü edilen organizmanın genlerini değiştirerek, ona yeni özellikler kazandırılabilir. Genetik mühendisliği, genetik analizler yaparak, canlının DNA’sı üzerinde çalışmalar yaparak ona istenilen özellikleri kazandırmayı amaç edinmiştir. GDO’yu bu konuda örnek olarak gösterebilmemizin sebebi budur diyebiliriz. GDO hakkında, daha fazla bilgi sahibi olmak için,GDO Nedir? Ne Değildir? adlı makalemizi okuyabilirsiniz.

Genetik Mühendisliğinin Tarihçesi

Genetik ve kalıtım hakkında yüz yıllardır yapılan çalışmalar ve araştırmalar mevcut. Genetik biliminin ve genetik mühendisliğinin bu denli gelişmesine de bu durum sebep olmuş olabilir. Biraz önce de belirttiğimiz gibi genetik mühendisliği, hayvan bitki ve mikroorganizma ıslahı gibi çalışmalar yapmaktadır. Yani canlı hücrelerin çekirdeğinde bulunan DNA’sı ile ilgilenir. Hatta ilk ızlah çalışmaları 17 bin yıl önceye kadar dayanmakta olduğu da düşünülmektedir. Ancak o zamanın şartları ile bu çalışmalar, fazla gelişememiştir. Günümüze yaklaştıkça diğer mühendislik alanlarının de gelişmesi ile, teknoloji gelişmiştir. Bu şekilde dolaylı olarak, genetik mühendisliği, giderek ivmelenerek gelişmeye devam etmektedir. Biraz önce de bahsettiğimiz gibi Gregor Mendel’in bezelyeler ile yapmış olduğu kalıtım deneylerini örnek olarak gösterebiliriz. Gregor Mendel’e genetiğin babası dememizin sebeplerinden biri de budur tabii.

1960’larda somatik hücrelerin birbirleri ile kaynaşabilmesi bulunmuştur. Bununla birlikte, genetik alanına yönelmeler ve genetik alanında yapılan çalışmalar hız kazanmıştır. Devletler, birbirleri ile adeta bir yarışa girmişlerdir. Genetiğin alt dallarından olan somatik hücre genetiğine dayanılarak, gen aktarımı deneyleri yapılmıştır. O zamanlarda eşeyli üreme ile ilgili çalışmalar ve araştırmalara da yönelme hız kazanmıştır.

1970’li yalların başlarında, temel ve teknik bilgilerin birikmesi ile çalışmalar da hız kazanmıştır. Gen kombinasyonu yapma çalışmaları büyük bir hızla devam etmiştir. Bu şekilde ilerleme devam etmiş ve günümüzde “Genetik Mühendisliği” denildiğinde akla gelen rekombinant DNA teknolojisinin temelleri atılmıştır. Bu şekilde sözünü ettiğimiz genetik mühendisliğinin gelişmeleri de hızına hız katmıştır.

2010 yılına geldiğimizde ise,  J. Craig Venter Enstitüsü ilk bakteriyel genomu üretmeyi başardı. Ardından onu, DNA’sı olmayan bir bakterinin içine enjekte ettiklerini duyurdular. Bu sayede Synthia bakterisi dünyanın ilk sentetik yaşam formu oldu…

Genetik Mühendisliği Uygulama Alanları

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, genetik mühendisliği, bilim insanlarının bir genleri bir organizmadan alarak başka bir organizmaya aktarmasına olanak sağlayan teknolojidir. Bu teknoloji; nükleik asit hibridizasyon, rekombinant DNA, PCR, RNA, hücre kültürü ve monoklonal antikor vesaire yöntemlerini kapsamaktadır.  Genetik mühendisliği, biyoteknolojinin alt dalı değildir. Genetik mühendisliği başlı başına bir teknolojidir. Ancak biyoteknolojiye oldukça fazla katkısı olmuştur. Özellikle son yıllarda, biyoteknolojinin gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır. Tıpta özellikle kalıtsal hastalıklarının tanısının yapılmasında, tarım ve hayvancılıkta istenilen özelliklerdeki ürünlerin eldesinde, çevre kirliliğin önlenmesi, madencilik vb. gibi pek çok alanda yine genetik mühendisliği kullanılmaktadır.

Birçok bilim insanın, 21. yüzyılın biyoloji çağı olacağını söylemiştir. Bu durumu genetik biliminin ve genetik mühendisliğinin gelişmesi ile ilişkilendirmiştir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ