BilimGenelMakalelerSağlık

Fitokimyasallar ve Sağlık Üzerine Etkileri

Google News Abone Ol

Fitokimyasal Nedir?

Sağlık üzerine olumlu etkileri olan bitkisel kaynaklı fonksiyonel besinlere fitokimyasallar denir. Fitokimyasallar sebzeler, meyveler, tahıllar ve diğer bitkilerde bulunan biyoaktif, besin olmayan bitki bileşenleridir ve bitki virüsü enfeksiyonlarına direnmelerine yardımcı olmak için üretilen kimyasal bileşiklerdir.

Fitokimyasalların Sağlığa Faydaları

Yaklaşık olarak 5000 fitokimyasal tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalar da sebze ve meyvelerdeki fitokimyasalların kronik hastalıkların etiyolojisinde önemli yer tutan serbest oksijen radikallerine etkili olduğu saptanmıştır. Özellikle kronik bakteriyel, viral ve parazitik enfeksiyonlarda oluşan oksidatif stres sonucunda aşırı üretilen oksijen ajanlar, protein, DNA ve lipit gibi büyük moleküllerde oksidatif hasara, kanser ve kardiyovasküler hastalık riskinde artışa yol açtığı bilinmektedir. Serbest radikallerce üretilen oksidatif stresi durdurmak etkisini azaltmak için yeterli miktarda antioksidan alınmalıdır. Sebze ve meyveler fenolikler ve karatenoidler gibi geniş çeşitlilikte antioksidan içermektedirler ve oksidatif stresten hücreleri koruma ve kronik hastalık riskini azaltmada önemli yararları vardır. Antioksidanlar ilaç şeklinde alınmaktansa doğal şekilleri olan sebze ve meyvelerden alınmalıdırlar. Dengeli şekilde sebze ve meyvelerden alınan antioksidanlar toksik boyuta ulaşmadan vücudu korumuş olurlar. Fitokimsayallar kanser, koroner kalp hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıklarda yararlı etki gösterdiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Fitokimyasallar ve Kanser İlişkisi

Diyetle alınan antioksidanların kanser riskini azalttığı gösterilmiştir. Meyve ve sebze tüketiminin kansere karşı koruyucu olduğu yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Block ve arkadaşları sebze ve meyve tüketimi ile akciğer, kolon, meme, rahim ağzı, özofagus, ağız boşluğu, mide, mesane, pankreas ve over kanserleri arasındaki ilişkiyi gösteren 200 epidemiyolojik çalışmalar yapmışlardır. Bu çalışmalardan 156 diyet çalışmasının 128’inde sebze ve meyve alımının önemli derecede koruyucu olduğu gösterilmiştir. Ayrıca sebze ve meyve alımı az olan kişilerin çok olan kişilere göre kansere yakalanma riskinin iki kat daha fazla olduğu da kanıtlanmıştır. Yapılan 25 çalışmanın 24’ünde sebze ve meyve tüketiminin akciğer kanserine karşı önemli derecede koruma sağladığı saptanmıştır. Kanser ve kalp hastalığına yakalanma riskinin azaltılabilmesi için günde 5 porsiyon veya daha fazla meyve tüketimi önerilmektedir.

Meyve ve Sebzelerde Bulunan Antioksidan Bileşenler

  • Domates içeriğindeki likopen ile prostat, meme, sindirim sistemi, mesane, deri kanseri riskini azaltmakta.
  • Brokoli, karnabahar, lahana içerdiği glukozinatlar, izotyosiyonatlar ve sülforofanlarlar ile oluşabilecek kanser hücrelerinde enzimi inhibe ederek kanser oluşumunu engeler.
  • Havuç ve turunçgiller içerdiği karotenoidler ile antikanserojen etkileri kanıtlanmıştır.
  • Soğan ve sarımsak içerdiği allisin ve allilik sülfitler savunma sistemini güçlendirici, vücuttan karsinojen maddeleri atıcı ve tümör büyümesinin engelleyici olmasının yanında en büyük etkisi kan kolesterol seviyesini düşürücüdür. Kırk bin menapoza girmiş kadında yapılan çalışmalarda sarımsak tüketiminin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu saptanmıştır.
  • Keten tohumu liften zengin tohumlarında lignan içeriği ile kansere karşı ve kalbe koruyucu etkileri bulunmaktadır. Günde 10 gram keten tohumu tüketilerek meme kanseri riski azaltılacağı çalışmalarca kanıtlanmıştır. Ayrıca soya fasulyesi de önemli bir fitoöstrojen kaynağıdır. Soya içerdiği genisein ile kanseri önlemektedir ve soyada bulunan izoflavanoidler kolesterol düzeyini düşürmeye yardımcıdır. Vejeteryanlarda ve akdeniz bölgesinde yaşayanlarda meme kanseri oranı düşük ve idrarla fitoöstrojen atılımı yüksektir. Aynı şekilde soya tüketiminin yüksek olduğu Asya ülkelerinde meme kanseri oranı düşük olduğu saptanmıştır.

Kaynak

Sema Gizem Akdağ

Merhaba, Ben Sema Gizem 20 yaşındayım. Beslenme ve Diyetetik bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Aynı zamanda çocuk gelişim 1. sınıf öğrencisiyim. Daha henüz öğrencisi olduğum diyetisyenlikte kendimi geliştirmek için öğrendiklerimi ve araştırdıklarımı paylaşmak için heyecanlıyım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir